Ebeveynlik tutumları ve tutarlılık
Ebeveynlik tutumu, anne babanın çocuğa koyduğu beklenti ile ona gösterdiği sıcaklığın bir arada oluşturduğu genel duruştur. Tutum tek tek kararlardan değil, binlerce sıradan anın toplamından oluşur. Bu yüzden hangi kuralı koyduğunuzdan çok, kuralın arkasında nasıl durduğunuz belirleyicidir.

Tutum tek bir davranış değildir
Tutum, ebeveynin çocuğa yaklaşımındaki genel eğilimdir ve tek bir olayla ölçülmez. Hiçbir anne baba tek bir tutumun içinde durmaz; yorgunken daha sert, suçluluk hissederken daha gevşek, kalabalıkta daha kaygılı olmak insanidir. Önemli olan bu dalgalanmaların ortalaması ve çocuğun bu ortalamayı öngörebilmesidir. Aşağıdaki dört tanım kesin kategoriler değil, üzerinde kendinizi bulabileceğiniz bir haritadır. Kendinizi bir tanımda görmek bir teşhis değildir ve tek bir doğru aile modeli de yoktur: kültür, ekonomik koşullar, ailedeki yetişkin sayısı ve çocuğun kendi mizacı tabloyu değiştirir. Haritanın işi yargılamak değil, tekrar eden bir zorluk yaşadığınızda nereye bakacağınızı göstermektir. Bir başka önemli nokta, tutumun ebeveynin niyetiyle değil çocuğun karşılaştığı sonuçla ölçülmesidir. İyi niyetle konan bir kural sürekli değişiyorsa çocuk için sonuç belirsizliktir. Aynı biçimde, sert görünen bir kural nedeni açıklandığında ve tutarlı uygulandığında çocuk tarafından çok daha kolay taşınır.
| Tutum | Beklenti düzeyi | Sıcaklık ve yanıt verme | Çocuk için tipik zorluk |
|---|---|---|---|
| İzin verici | Düşük | Yüksek | Sınır belirsizliği, hayal kırıklığına dayanmakta zorlanma |
| Otoriter | Yüksek | Düşük | Kuralı içselleştirmeden uyma, yanlış yaptığında saklama eğilimi |
| İlgisiz | Düşük | Düşük | Yalnız bırakılma hissi, kime güveneceğini bilememe |
| Dengeli | Yüksek | Yüksek | Beklenti çıtası yükseldiğinde ebeveynin de tutarlı kalması gerekir |
İzin verici tutum
İzin verici tutumda sıcaklık yüksektir ama beklenti ve sınır düşüktür. Bu tutumdaki ebeveynler genellikle çocuğu üzmekten kaçınır, çatışmaya girmemek için kuralı esnetir ve hayır demeyi zorlukla yapar. Çocuğun kendini sevilen hissetmesi açısından güçlü bir zemin vardır, ama sınırın nerede olduğu belirsiz kaldığı için çocuk her seferinde sınırı yeniden yoklamak zorunda kalır. Sınırı sürekli yoklamak yorucudur ve çoğu zaman ısrarın artmasıyla sonuçlanır. Sonradan kurulan sınırlar da geç kaldığı için sert görünür, çünkü çocuk daha önce aynı davranışın kabul edildiğini görmüştür. Burada önerilen şey sertleşmek değil, az sayıda ama gerçekten uygulanan sınır kurmaktır. Uygulanmayan çok kural, uygulanan az kuraldan daha fazla belirsizlik üretir. Bu tutumun görüldüğü ailelerde en sık çıkan gerginlik, kuralı esneten ebeveyn ile kuralı uygulamaya çalışan ebeveyn arasındadır. Çocuk aradaki farkı hızla öğrenir ve isteğini kimin üzerinden alacağını bilir; bu, çocuğun kurnazlığı değil düzenin kendisinin ürettiği bir sonuçtur.
Otoriter tutum
Otoriter tutumda beklenti yüksek, sıcaklık ve açıklama düşüktür. Kurallar nettir ve genellikle tartışmaya kapalıdır, gerekçe verilmesi gereksiz görülür. Kısa vadede düzen sağlar, çünkü çocuk sonucu bildiği için uyar. Sorun, uyumun kuralın anlamından değil sonucundan doğmasıdır. Kuralın nedenini anlamayan çocuk, denetleyen kişi ortada yokken aynı kuralı sürdürmek için bir sebep bulamaz. Bir başka sonuç, hata yaptığında bunu paylaşmak yerine saklamaya yönelmesidir, çünkü hatayı söylemenin bedeli yüksektir. Ergenlik döneminde bu durum özellikle görünür hale gelir ve ebeveyn bilgi akışını kaybeder. Sertliği azaltmadan da iki şey değiştirilebilir: kuralın nedenini kısaca söylemek ve çocuğun itirazını, kural değişmese bile, dinlemek. Bu tutumun bir başka etkisi, çocuğun kendi kararını verme pratiğini az kazanmasıdır. Kararlar hep dışarıdan geldiğinde seçim yapma ve sonucunu taşıma deneyimi birikmez, ergenlikte serbestlik aniden arttığında da bu boşluk görünür hale gelir. Küçük konularda seçim hakkı tanımak, genel çerçeveyi bozmadan bu boşluğu kapatmanın en kolay yoludur.
İlgisiz tutum
İlgisiz tutumda hem beklenti hem sıcaklık düşüktür, çocuk büyük ölçüde kendi başına bırakılır. Bu tutum çoğu zaman bilinçli bir tercih değildir. Ağır çalışma koşulları, ekonomik zorluk, ebeveynin kendi ruhsal veya bedensel sağlık sorunları, ailedeki bir başka kişinin bakım yükü ve tükenmişlik bu tabloyu üretebilir. Bu yüzden buradaki doğru yaklaşım suçlamak değil, yükün nereden geldiğine bakmak ve destek aramaktır. Yine de bir ayrım gereklidir: çocuğun beslenme, barınma, sağlık, eğitim ve güvenlik gibi temel ihtiyaçlarının sürekli karşılanmaması artık bir tutum meselesi değil ihmaldir. İhmal ve istismar şüphesi ailenin kendi içinde çözeceği bir konu değildir ve gecikmeden bildirilmesi gerekir. Bu tabloda çocuğun verdiği ilk işaretler genellikle sessizdir: okulda dalgınlık, evden sürekli uzak durma, hiçbir şey istememe ya da yaşının çok üzerinde sorumluluk üstlenme sayılabilir. Bir yetişkinin dikkatini alması çoğu zaman durumu değiştiren ilk adımdır ve destek aramanın kendisi de bir ebeveynlik davranışıdır.
Bu sayfadaki hiçbir öneri şiddet, tehdit, korkutma, kontrol altında tutma veya ihmal içeren durumlar için geçerli değildir. Böyle bir durumda mesele bir iletişim sorunu değil güvenlik sorunudur ve tarafların kendi arasında çözmesi beklenemez. Acil tehlike varsa 112'yi arayın. Aile içi şiddet, istismar ve ihmal durumlarında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın Alo 183 hattından yedi gün yirmi dört saat destek alabilir, en yakın kolluk birimine veya Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi'ne başvurabilirsiniz.
Dengeli tutum
Dengeli tutumda beklenti de sıcaklık da yüksektir ve ikisi birbirini dengeler. Kural vardır, ama kuralın nedeni söylenir ve çocuğun itirazına konuşma hakkı tanınır. İtirazın dinlenmesi kuralın kalkması anlamına gelmez; bu ikisinin karışması sık görülen bir yanlış anlamadır. Çocuk kendi görüşünün duyulduğunu gördüğünde kurala uymayı daha kolay içselleştirir, çünkü kural ona dışarıdan dayatılan bir şey olmaktan çıkar. Bu tutumun zor tarafı ebeveynden istikrar istemesidir: yorgunken de aynı kuralın arkasında durmak, öfkeliyken de açıklama yapmak kolay değildir. Kimse bunu sürekli beceremez ve becermek de gerekmez. Bozulan bir anın ardından geri dönüp konuşmak, hiç bozulmamış gibi davranmaktan daha değerlidir ve çocuğa onarımın mümkün olduğunu gösterir. Bir hedef olarak düşünüldüğünde bu tutum ulaşılmaz görünebilir, çünkü kusursuz istikrar hiçbir evde yoktur. Daha gerçekçi olanı günlerin ortalamasına bakmaktır; çocuk için belirleyici olan tek tek anlar değil, o ortalamanın öngörülebilir olmasıdır.
Tutarlılık neden kuraldan daha önemlidir
Tutarlılık kuralın içeriğinden daha belirleyicidir, çünkü çocuk kuralı değil kuralın ne kadar güvenilir olduğunu öğrenir. Aynı davranışın bir gün görmezden gelinip ertesi gün cezalandırılması, çocuğa davranışını değil ebeveynin ruh halini izlemeyi öğretir. Bu durumda enerji, ne yapılacağını anlamaya değil ortamı okumaya harcanır. Tutarlılık katılık demek değildir; kural yaşa ve duruma göre değişebilir, değişiklik açıkça söylendiğinde tutarlılık bozulmaz. İki ebeveyn arasındaki uyum da aynı başlığın parçasıdır. Biri hayır derken diğerinin evet demesi, çocuğa kuralı değil kime gideceğini öğretir ve bu durum ebeveynler arasında ayrı bir gerginlik doğurur. Kural konusundaki farkı çocuğun önünde değil sonrasında ikili konuşmak hem daha etkili hem daha az yıpratıcıdır. Ayrı yaşayan ebeveynler için de aynı ilke geçerlidir: iki evin kuralları birebir aynı olmayabilir, ama temel konularda ortak bir çerçeve çocuğun iki ev arasında pazarlık yapmasını önler. Çerçeve kurulamıyorsa bile her evin kendi içinde tutarlı olması çocuğu belirgin biçimde rahatlatır.
İlgili sayfalar: Kardeş ilişkisi · Kuşak farkı · Sınırlar