Kuşak farkı ve ergenle iletişim
Kuşak farkı, çocuğun ebeveyninkinden farklı bir dünyanın içinde büyümesinden doğar ve bir kayıp değildir. Ergenlikte ilişkinin biçimi değişir, yakınlık ortadan kalkmaz. Zorlanmanın büyük bölümü, değişen ilişkiyi eski kurallarla yürütmeye çalışmaktan kaynaklanır.

Büyüyen çocukla ilişki neden değişir
İlişki değişir çünkü ergenlik döneminde gelişimin ana işi kendi kimliğini kurmaktır ve bu iş ancak ebeveynden bir miktar ayrışarak yapılabilir. Ayrışma sevgi kaybı değildir, ama dışarıdan öyle görünebilir: odaya çekilme, kısa cevaplar, arkadaşlarını aileye tercih etme, giyimde ve müzikte kasıtlı farklılaşma. Bu davranışların çoğu kişisel bir reddediş değil, gelişimsel bir ihtiyacın görünen yüzüdür. Ebeveyn bunu geri çekilme olarak okuyup ısrarla yakınlaşmaya çalışırsa mesafe genellikle artar. Daha işe yarayan yaklaşım, kapıyı açık tutup ısrarı azaltmaktır. Ergenler konuşmaya çoğu zaman planlanmış oturumlarda değil, arabada, mutfakta veya yatmadan hemen önce beklenmedik bir anda başlar. Ebeveynin rolü de kaybolmaz, biçim değiştirir: yönlendiren kişi olmaktan başvurulabilecek kişi olmaya doğru bir kayma vardır ve bu kayma kabul edildiğinde ilişki genellikle rahatlar. Ergenin geri döndüğü an, ısrar edildiği an değil, yargılanmayacağını bildiği andır. Bu yüzden kapıyı açık tutmanın en somut karşılığı, sorulmadan verilen tepkiyi azaltmak ve anlatılanı hemen bir derse çevirmemektir.
Ergenle konuşurken ne işe yarar
En çok işe yarayan şey soru sayısını azaltıp merakı korumaktır. Peş peşe gelen sorular ergende sorgulama hissi yaratır ve savunma refleksini tetikler, oysa aynı ilgi bir yorumla ya da kendi deneyiminizden kısa bir cümleyle de gösterilebilir. İkinci nokta, her anlatılan sıkıntıya hemen çözüm önermemektir. Ergen çoğu zaman ne yapacağını bilmiyor değildir, anlaşılmak ister ve hızlı çözüm önerisi konuşmayı kapatır. Üçüncüsü, tepkiyi ölçülü tutmaktır: ilk duyduğunda büyük tepki veren bir ebeveyne bir dahaki sefer bilgi gelmez. Bu, her şeyi onaylamak anlamına gelmez; sınır koymak ile dinlemek aynı anda yapılabilir ve zaten en zor kısmı da budur. Kural koyarken kararın nedenini söylemek, kararı tartışmaya açmak zorunda kalmadan direnci belirgin biçimde azaltır. Konuşmanın yüz yüze olması da şart değildir. Yan yana yapılan bir iş sırasında, göz teması kurmadan konuşmak birçok ergen için çok daha kolaydır; karşılıklı oturma teklifi ise sık sık resmi bir sorgulama gibi algılanır.
Teknoloji tartışması
Teknoloji tartışması genellikle süre üzerinden yürür, oysa asıl mesele çoğu zaman sürenin neyin yerine geçtiğidir. Aynı iki saat, uyku ve yüz yüze ilişkinin yerine geçtiğinde başka, dinlenme zamanının içinde kaldığında başka anlam taşır. Bu yüzden sabit bir sayı belirlemek yerine önce evde nelerin korunacağını konuşmak daha işe yarar: uyku düzeni, yemek masası, ders saatleri ve buluşmalar. Kuralın herkes için geçerli olması da önemlidir; yemekte telefon yasağı yalnız çocuğa uygulandığında kural değil ceza gibi algılanır. Bir başka nokta içerikle ilgilidir. Ergenin ne kadar süre geçirdiği kadar neyle karşılaştığı da önemlidir ve bunu öğrenmenin yolu gizlice takip etmek değil, konuşulabilir bir ortam kurmaktır; ceza korkusu olan bir evde kötü haber saklanır. Kuralın nasıl konduğu da sonucu etkiler. Ergenle birlikte belirlenen bir düzen, tek taraflı konan aynı düzenden daha uzun ömürlü olur, çünkü kararın parçası olmak uymayı kolaylaştırır.
Mahremiyet ve kontrol arasındaki çizgi
Mahremiyet ergenlikte bir ayrıcalık değil gelişimsel bir ihtiyaçtır, ama sınırsız değildir. Ebeveynin görevi hem korumak hem de özerkliğe alan açmaktır ve bu ikisi sık sık çatışır. İşleyen yaklaşım genellikle şudur: kural açıkça konur, denetim gizli yapılmaz. Telefonu habersiz okumak, konumu sessizce izlemek ya da mesajları karıştırmak fark edildiğinde ilişkiye verdiği zarar, elde edilen bilgiden çoğu zaman daha büyüktür, çünkü güvenin karşılıklı olmadığını gösterir. Somut bir risk belirtisi varsa durum değişir ve müdahale gerekir, ama o zaman bile yapılan şey açıkça söylenebilir. Yaş ilerledikçe alanın genişlemesi de kuralın parçasıdır; aynı kısıtın on iki yaşta da on yedi yaşta da sürmesi, ergende kazanılacak hiçbir şey olmadığı hissi yaratır. Neyin izleneceği ve hangi durumda ne yapılacağı önceden konuşulduğunda ergen bunu ihanet olarak değil kural olarak okur. Bu, kaygıyı ortadan kaldırmaz ama ilişkiyi korur.
Kuşak farkını bir kayıp gibi görmemek
Kuşak farkı ilişkinin bozulduğunu değil, iki insanın farklı zamanlarda büyüdüğünü gösterir. Ebeveynin kendi gençliğindeki ölçüleri çocuğun dünyasına birebir taşıması çoğu zaman çalışmaz, çünkü okul, arkadaşlık, çalışma hayatı ve iletişim biçimleri değişmiştir. Bu farkı kabul etmek değerlerden vazgeçmek anlamına gelmez. Değer ile biçim ayrıldığında konuşma kolaylaşır: dürüstlük, emek ve saygı değerdir; bunların hangi araçla yaşandığı ise biçimdir ve biçim kuşaktan kuşağa değişir. Merak burada en güçlü araçtır. Çocuğun ilgilendiği bir şeyi küçümsemeden sormak, onun dünyasına giriş izni ister ve bu izin genellikle verilir. Bu ilgi zorlama olduğunda ters teper, bu yüzden gösteriş değil süreklilik önemlidir. Sorulan şeyin cevabı tam anlaşılmasa bile dinlemek çoğu ergen için yeterlidir; ebeveynin her şeyi bilmesi beklenmez, yalnızca küçümsememesi beklenir. Bu küçük anlar biriktiğinde, zor bir konu geldiğinde konuşulacak zemin hazır olur. Zemin hazır değilse zor konu da konuşulmaz, çünkü ergen için o an ilk kez açılan bir kapıdan girmek fazlasıyla riskli görünür.
İlgili sayfalar: Ebeveynlik tutumları · İletişim kalıpları · Kardeş ilişkisi